TSRS Raporlama Eşik Değerleri Güncellendi: 2026 ESG Düzenlemeleri
KGK, TSRS kapsamında zorunlu sürdürülebilirlik raporlaması eşik değerlerini yükseltti. Yeni düzenleme ile şirketlerin finansal ve operasyonel kriterleri güncellendi.
Özet
Türkiye'nin sürdürülebilirlik raporlaması ekosisteminde son 90 günün en kritik gelişmesi, TSRS (Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları) kapsamındaki zorunlu raporlama eşik değerlerinin yukarı yönlü revize edilmesi oldu. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından alınan ve 16 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan bu karar, sürdürülebilirlik raporlaması yapması gereken şirketlerin kapsamını yeniden belirledi. Yapılan bu güncelleme, özellikle orta ölçekli işletmelerin üzerindeki idari yükü hafifletmeyi amaçlarken, sistemik öneme sahip büyük ölçekli yapıların şeffaflık standartlarını korumayı hedefliyor. Yeni düzenleme ile birlikte, bir şirketin TSRS kapsamında raporlama yapması için gereken aktif büyüklük, net satış hasılatı ve çalışan sayısı kriterleri önemli ölçüde artırıldı. Bu hamle, Türkiye'nin küresel finans piyasalarıyla uyumlanma sürecinde stratejik bir kalibrasyon olarak değerlendiriliyor.
Bu eşik değer artışı, sadece rakamsal bir değişiklik değil, aynı zamanda Türkiye’nin sürdürülebilirlik yol haritasında bir "olgunluk fazı"na geçişi simgelemektedir. İlk aşamada daha geniş bir kitleyi hedefleyen düzenleyici otorite, uygulama sürecinde elde edilen veriler ve piyasa dinamikleri ışığında, odağını "nicelikten niteliğe" kaydırmıştır. 2026 yılı itibarıyla devreye girecek olan bu yeni kriterler, Türk şirketlerinin küresel rekabetçiliğini korurken, raporlama süreçlerinin maliyet-fayda dengesini de optimize etmeyi amaçlamaktadır.
Olayın Arka Planı
Türkiye'nin sürdürülebilirlik yolculuğu, 2021 yılında Paris İklim Anlaşması'nın onaylanması ve ardından açıklanan Yeşil Mutabakat Eylem Planı ile ivme kazanmıştı. Bu süreçte, finansal piyasaların şeffaflığını artırmak ve yatırımcıların çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) verilerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla TSRS standartları hayata geçirildi. 2020-2024 dönemindeki hazırlık aşamalarından sonra, 2026 yılındaki bu güncelleme, sistemin olgunlaşma evresine geçtiğini göstermektedir.
2024 ve 2025 yıllarında uygulanan ilk eşik değerler, Türkiye ekonomisinin dinamikleri ve enflasyonist ortam göz önüne alındığında, beklenenden daha fazla şirketi zorunlu kapsam içerisine almıştı. Özellikle 2022-2024 yılları arasında yaşanan yüksek enflasyon, şirketlerin nominal cirolarını ve aktif büyüklüklerini hızla yukarı çekmiş, bu da aslında "orta ölçekli" sayılabilecek birçok firmanın teknik olarak "büyük ölçekli" kriterlerine takılmasına neden olmuştu. KGK, piyasadan gelen geri bildirimleri ve uluslararası uygulamaları değerlendirerek, raporlama kalitesini düşürmeden kapsamı optimize etme kararı aldı. Bu karar, Türkiye'nin ISSB (International Sustainability Standards Board) ile tam uyumlu raporlama vizyonunun bir parçasıdır.
Tarihsel perspektiften bakıldığında, Türkiye'nin bu adımı, Avrupa Birliği'nin benzer süreçlerde uyguladığı "kademeli geçiş" stratejisiyle paralellik göstermektedir. 2021'deki ilk taahhütlerden 2026'daki bu revizyona kadar geçen sürede, şirketlerin veri toplama altyapıları test edilmiş ve piyasanın bu yükü taşıma kapasitesi ölçülmüştür. KGK'nın bu müdahalesi, sistemin tıkanmasını önlemek adına yapılmış rasyonel bir müdahale olarak kayıtlara geçmiştir.
Veriler ve Rakamlar
KGK tarafından yayımlanan yeni karara göre, şirketlerin TSRS kapsamında zorunlu raporlama yapması için aşağıdaki üç kriterden en az ikisini üst üste iki raporlama döneminde aşması gerekmektedir. Güncellenen rakamlar, önceki döneme göre %100'lük bir artışı temsil etmektedir. Bu artış oranı, hem ekonomik konjonktürü yansıtmakta hem de raporlama yapacak şirketlerin gerçekten "sistemik" büyüklükte olmasını garanti altına almaktadır.
| Kriter | Eski Eşik Değer (2024-2025) | Yeni Eşik Değer (2026 ve Sonrası) | | :--- | :--- | :--- | | Toplam Varlıklar | 500 Milyon TL | 1 Milyar TL | | Yıllık Net Satış Hasılatı | 1 Milyar TL | 2 Milyar TL | | Çalışan Sayısı | 250 Kişi | 500 Kişi |
Bu rakamlar, özellikle Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin yanı sıra, belirli bir büyüklüğün üzerindeki özel şirketleri de doğrudan etkilemektedir. Şirketlerin bu eşikleri geçip geçmediği, yıllık finansal tablolar ve SGK verileri üzerinden takip edilmektedir. Kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte, raporlama yükümlülüğünden muaf tutulan şirket sayısında belirgin bir artış yaşanması beklenmektedir.
Verilerin yorumlanması noktasında kritik bir detay da "üst üste iki raporlama dönemi" kuralıdır. Bir şirketin sadece bir yıl arızi olarak bu rakamları aşması, onu hemen zorunlu kapsama sokmamaktadır. Bu durum, özellikle döngüsel sektörlerde faaliyet gösteren veya geçici büyüme atakları yaşayan şirketler için bir koruma kalkanı işlevi görmektedir. Ancak, 2026 yılı itibarıyla bu yeni eşiklerin üzerinde kalan şirketler için kaçınılmaz bir dijital ve idari dönüşüm süreci başlayacaktır.
Piyasa Etkisi
Bu düzenlemenin piyasa üzerindeki en doğrudan etkisi, orta ölçekli şirketlerin (KOBİ+) üzerindeki uyum maliyetlerinin azalması olacaktır. Sürdürülebilirlik raporlaması; veri toplama, analiz, yazılım altyapısı ve bağımsız güvence denetimi gibi ciddi maliyet kalemlerini beraberinde getirmektedir. Eşik değerlerin yükseltilmesi, bu kaynakların operasyonel verimliliğe yönlendirilmesine olanak tanıyacaktır.
Öte yandan, Borsa İstanbul (BIST) endekslerinde yer alan dev şirketler için standartlar değişmemiştir. Bu durum, piyasanın üst segmentinde şeffaflığın korunmasını sağlarken, alt segmentte esneklik yaratmaktadır. Piyasa analistlerine göre, bu hamle "kaliteli veri" üretimini teşvik edecektir. Çünkü sınırlı sayıdaki sürdürülebilirlik uzmanı ve denetçisi, artık daha az sayıda ama daha büyük ölçekli şirkete odaklanabilecek, bu da raporların derinliğini artıracaktır.
Bankacılık sektörü açısından bakıldığında ise, kredi verme süreçlerinde ESG kriterlerini kullanan bankaların, kapsam dışı kalan şirketler için kendi özel değerlendirme formlarını kullanmaya devam edeceği öngörülmektedir. Bu durum, zorunlu olmasa bile gönüllü raporlamanın önemini koruyacağını göstermektedir. Özellikle ihracat odaklı çalışan ve Avrupa Birliği'ne mal satan şirketler, yerel mevzuatta kapsam dışı kalsalar bile, müşterilerinin talepleri doğrultusunda bu standartlara uymaya devam etmek zorunda kalacaklardır.
Düzenlemenin piyasadaki diğer etkileri şu şekilde özetlenebilir:
- Danışmanlık Sektörü: Odak noktası, genel raporlama desteğinden "stratejik sürdürülebilirlik yönetimi"ne kayacaktır.
- Yazılım Çözümleri: Şirketlerin karbon ayak izi ve sosyal etki verilerini takip etmek için kullandığı ESG yazılımlarına olan talep, büyük ölçekli şirketlerde konsolide olacaktır.
- İnsan Kaynakları: Sürdürülebilirlik departmanları, sadece bir "uyum" birimi olmaktan çıkıp, stratejik karar alma merkezlerine dönüşecektir.
- Denetim Firmaları: Bağımsız güvence denetimleri, daha yüksek standartlarda ve daha detaylı incelemelerle gerçekleştirilecektir.
Yatırımcı Açısından Anlamı
Yatırımcılar için bu güncelleme, "nitelik nicelikten üstündür" prensibini pekiştirmektedir. Zorunlu kapsamın daralması, KGK ve denetim kuruluşlarının odak noktasını daha büyük ve sistemik risk taşıyan şirketlere kaydırmasına imkan tanıyacaktır. Bu da yayımlanan raporların veri kalitesinin ve karşılaştırılabilirliğinin artması anlamına gelmektedir. Kurumsal yatırımcılar, özellikle Avrupa Birliği'nin CSRD (Corporate Sustainability Reporting Directive) düzenlemeleriyle uyumlu veri beklemektedir.
Türkiye'nin eşik değerlerini rasyonel bir seviyeye çekmesi, rapor sunan şirketlerin bu standartlara daha derinlemesine uyum sağlamasına teşvik edebilir. Ancak, portföyünde orta ölçekli şirketler bulunduran ESG odaklı fonlar için veri setinde bir daralma yaşanabileceği unutulmamalıdır. Yatırımcıların, kapsam dışı kalan ancak büyüme potansiyeli yüksek şirketlerden gönüllü sürdürülebilirlik beyanları talep etmesi beklenmektedir.
Senaryo analizi yapıldığında, yabancı kurumsal yatırımcıların Türkiye piyasasına girişinde TSRS uyumlu raporların bir "pasaport" görevi göreceği açıktır. Eşik değerlerin yükseltilmesi, bu pasaporta sahip olan şirketlerin gerçekten küresel standartlarda veri üretebilecek kapasitede olduğunu teyit etmektedir. Yatırımcılar, 2026 sonrasında yayımlanacak raporlarda sadece karbon emisyon verilerini değil, aynı zamanda şirketin iklim değişikliğine bağlı finansal riskleri nasıl yönettiğine dair (IFRS S2 uyumlu) daha somut kanıtlar arayacaktır.
Sık Sorulan Sorular
TSRS raporlaması kimler için zorunludur?
Kararda belirtilen toplam varlık (1 milyar TL), net satış (2 milyar TL) ve çalışan sayısı (500 kişi) kriterlerinden en az ikisini, art arda iki raporlama döneminde aşan tüm kurumlar için TSRS raporlaması zorunludur. Ayrıca, bankalar ve sigorta şirketleri gibi kamu yararını ilgilendiren kuruluşlar (KAYİK) için özel hükümler geçerlidir. Bu kuruluşlar, genellikle büyüklük kriterlerine bakılmaksızın kapsam dahilinde tutulabilmektedir.
Yeni eşik değerler ne zaman yürürlüğe girdi?
KGK tarafından yapılan güncelleme, 16 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Şirketlerin 2026 yılı faaliyet dönemine ilişkin raporlama yükümlülükleri bu yeni değerler üzerinden hesaplanacaktır. Bu, 2027 yılında yayımlanacak olan 2026 yılı raporlarının bu yeni kriterlere göre hazırlanacağı anlamına gelir.
Eşik değerlerin altında kalan şirketler raporlama yapabilir mi?
Evet, eşik değerlerin altında kalan şirketler gönüllü olarak TSRS standartlarına uygun raporlama yapabilirler. Özellikle ihracat yapan, küresel tedarik zincirlerine eklemlenmiş veya uluslararası fonlardan finansman sağlayan şirketler için gönüllü raporlama, rekabet avantajı sağlamaya devam etmektedir. Birçok büyük ölçekli alıcı, tedarikçilerinden bu verileri talep etmektedir.
Raporlar bağımsız denetime tabi mi?
TSRS kapsamında hazırlanan sürdürülebilirlik raporlarının, yetkilendirilmiş bağımsız denetim kuruluşları tarafından "güvence denetimine" tabi tutulması gerekmektedir. Bu, verilerin doğruluğu ve uluslararası standartlara uygunluğu açısından kritik bir şarttır. Güvence denetimi, yatırımcıların raporlanan verilere olan güvenini tesis eden en temel unsurdur.
Sonuç ve Öngörüler
2026 yılı başında yapılan bu eşik değer güncellemesi, Türkiye'nin sürdürülebilir finans altyapısını daha sağlam temellere oturtma çabasının bir yansımasıdır. 2026 sonuna kadar olan süreçte, kapsam dahilindeki şirketlerin raporlama kalitesinde belirgin bir artış ve veri standartlarında standardizasyon beklenmektedir. Bu hamle, Türkiye'nin sadece yerel bir düzenleme yapmadığını, aynı zamanda küresel sermaye hareketlerini takip eden dinamik bir yapıya sahip olduğunu kanıtlamaktadır.
2027 yılına doğru ilerlerken, Türkiye'nin AB Yeşil Mutabakatı ile tam uyum sağlama hedefi doğrultusunda, bu standartların sektörel bazda daha da detaylandırılması muhtemeldir. Özellikle çimento, demir-çelik ve enerji gibi karbon yoğun sektörlerde, eşik değerlerden bağımsız olarak daha katı raporlama kurallarının getirilmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Şirketlerin, sadece yasal zorunluluklara odaklanmak yerine, sürdürülebilirliği bir iş modeli haline getirmeleri, uzun vadeli sermaye erişimi için hayati önem taşımaya devam edecektir.
KGK'nın bu esnek yaklaşımı, piyasanın adaptasyon yeteneğini artırırken, Türkiye'nin küresel ESG ligindeki konumunu güçlendirecektir. Bloomberg HT üzerinden duyurulan bu gelişme, finansal raporlama dünyasında yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Gelecek on yılda, finansal tablolar ile sürdürülebilirlik raporlarının tam entegrasyonu (entegre raporlama) ana akım haline gelecek ve 2026'daki bu eşik revizyonu, o büyük dönüşümün en stratejik virajlarından biri olarak hatırlanacaktır.
Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.
Kaynak: Bloomberg HT
Birincil kaynak: Bloomberg HT
